Normalde önümde dünyanın en zor işi de olsa kendimde güç bulup yaparım ama bugün enerjiyi hissedemiyorum. Burda iş dediğim benim kendime verdiğim işler. İşte bilirsiniz öğrencilik boş vakit çok, istek çok, hayal çok, ideal çok. E bunun içinde durmuyorum sürekli proje üretiyorum. Bunları yaparken tamamen kendi isteğimle oluyo yani belli bir zaman yok, yer yok. O an aklıma ne gelirse yani ne eserse yapıyorum. Buraya kadar herşey güzel ama profesyonel iş yaşantısında nasıl yürüyor bu işler? Gerçekten bunları düşünmek bana çeşitli sorular türettiriyor. Mesela düşünsenize ben bu çalışmalarımı kendi kendime değilde bir şirkete yapıyorum. Tamam eyvallah yapılırda. Diyelim çalışma saatim tam bu saatler. Ama bende istek yok? Yani nolacak diye düşünüyorum. Acaba işverenler çalışma zamanında esneklik sağlıyolar mıdır? Eğer durum böyleyse yani ben istemediğim bir zamanda çalışmak zorunda kalırsam o zaman ben şirketin karına değil zararına çalışmış olurum. Çok ilginç!
Şöyle geleceğe yönelik bir bakayım. Bir şirketim var. Bu şirketin belirli bir alanı olsun ve ışık hiç sönmesin. Ve bu yer herkese açık olsun. Bu alanda sadece bireysel çalışılsın. Yani bir çeşit dahi merkezi gibi bir şey. Şirket normal işleri(yani monoton düzey) ve yaratıcılık gerektiren işleri ayırsın. Mesela bir sekreter. Buna esnek çalışma zamanı uygulamaya gerek yok. Belirli aralıklarda çalışabilir. Ama bir tasarımcı veya yetenekli bir mühendis? İşte bu kısım önemli. Bu insanlara bir şeyleri zorla dayatamazsınız. Derim ki istediğiniz zaman gelin istediğiniz zaman gidin ama ay sonunda veya iki ay veya üç ay.. bana dikkate değer, yenilikçi, işe yarar bir ürün çıkartın. Ne güzel ama...
Bu kadar yeter.
